Blog nedir? . . . Kendine blog oluştur ;)
hayata dair herşeyRSSYorum RSS
Yazılar

Okul Ekliyoruz Kampanyası ve Ntv 

okul

Unicef ve Ntv Türkiye'de yeni bir kampanya başlattı.Kampanyanın ismi ''Anaokulu Ekliyoruz''Amaç 13 ilde anaokulları açarak 5 yaşındaki çocuklarıda okul öncesi eğitime kazandırmak.Bununla ilgili katkıda bulunmak isteyenlere önce reklam kısımları verelim,okulekliyoruz sitesinden merak ettiğiniz herşeye ulaşabilirisiniz.Ya da buraya bakmadanda 3005'e boş mesaj atarak katkıda bulunabilirsiniz.Yapılmak istenenler güzel zaten Ntv'nin bununla ilgili haber sayfasında ilgili yorumlardan da görüleceği gibi eğitime yararlı olarak görülebilecek bu gibi katkılarda hep Ntv'nin imzası var.Zaten televizyonun çoğunlukla haber kısmı ile ilgilenen benim gibi kişilerin ilk olarak haber yönünden güvenebileceği kanallardan biri de Ntv'dir.Bildiğim kadarıyla Doğuş Grubuna ait olan kanal ilk kurulduğu günden beri hep seyre değer ve akılda kalıcı program ve etkinlikleri yayınlamakta.Kanal için bu kadar reklam yaptıktan sonra asıl başlığımız olan anaokulu kampayasının Türkiye'de ki durumuna dönmekte fayda var.

Anaokullarının özellikle son yıllarda önemi artmakla beraber (her zaman ki gibi geç olsada) yapılan çalışmalarının olumlu sonuçlar verdiği söylenebilir.Kendimden örnek vererek önemini vurgulamam gerekirse,öğretmenliğe ilk olarak sınıf öğretmeni olarak başladığım yıllarda tek okullu bir mezra okulunda ilköğretim birinci sınıf çocuklarına okuma yazma öğretmenin ne denli zor olduğu-özelliklede anasınıfı eğitimi almadan-bilenler bilir.Bilmeyenler içinde kısaca açıklamak gerekirse anasınıfında çocuklara rakamların,harflerin,şekillerin ve benzeri olayların oyunlarla öğretilmesi birinci sınıfa gelen bir öğrenciye okuma yazma ve matematiksel kavramlarının verilmesini daha da kolaylaştırmaktadır.Zaten buraya kadar yazılanlar herkes tarafından bilinen ve uygulamsının yapılmasının faydalı olarak görüldüğü konulardır.Ama daha 6 yaşında ki çocuklara ülkemizde anasınıfına kazandırma olayının yeni yeni gelişmekte olduğu bir dönemde bu gibi etkinliklerin daha çok anasınıfı(6 yaş için) açma,açılan anaokulu yada anasınıflarının öğretmen ve malzeme açısından güçlendirilmesi yönünden yapılması yararlı olacağını düşünmekteyim.

Okulekliyoruz kampanyası düşünülmesi ve uygulama alanı yönünden yararlı buna itirazım yok ama bu olay çok benzeşmese de ortak olarak gördüğüm bir olayı çağrıştırdı.Ülkemizde 8 yıllık zorunlu eğitime geçiş dönemi ve bu dönemi izleyen yıllarda açılan okulların sayılarının çoğalması 8 yıllık eğitimin faydalarını göstermiştir.Ama ülkemizin dört bir yanında daha 5 yıllık okullarla dolu köy okulları bulunmakta iken ve bunların araç gereç yönünden eksiklikleri varken değil 8 yıllık eğitim seçim zamanı partilerin 12 yıllık zorunlu eğitimden bahsetmeleri ne denli olaydan uzak sadece olaya oy kaygısı ile baktıklarının bir göstergesidir..Bunları duyduğumda bu ülkenin gerçekten eğitimi bilen insanlar tarafından yönetilmesinin şart olduğunu bir kez daha anlamış oldum.Gerçi çok önceler analaşmıştım ) ama bu olay daha da pekiştirdi.

Başka bir örnekte bir zamanlar (sene 1996'da) kredili eğitim modeli uygulandı.Ama sadece uygulamada kaldı.Gazi Üniversite'nde öğretmenlik formasyonu alırken eğitim alanında sağlam hocalarımızdan biri derste ''Türkiye'de kredili sistemin uygulanamamasının nedenini nedir'' diye bir soru sormuştu.Sorunun cevabını anında alındı,alt yapının olmaması.Evet yapmak istediğimiz her işte olduğu gibi eğitimi de allak bullak etmek için yeni olan herşeyi uygulamak bir sistem gibi gözüken ülkemizde alt yapının hazır olmaması bu sistemi de deneme yanılma yöntemi şeklinde öğrencilerimize uygulatılmış olarak tarihteki yerini aldı.

Peki ne yapmalı bu satırları yazmak,eleştirmek belki de işin kolay kısmı.İşin zor kısmı yeni ve faydalı şeyler sunmak değil mi.Aynen işin zor kısmı yeni olanı sunmak,aynı zamanda uygulatmak ve sonuçlarını almak.Bir kere eğitim denilince işi eğitimcilere bırakmak,işi bilen yöneticileri başa geçirmek,sınav sistemlerini hayatın zorunlu bir parçası haline getirmemek işin aslında kolay ama bizim ülkemiz için nedense yıllardan beri zor olan kısmı gibi gözükmekte.Öğrenci sayısı kadar büyük olan eğitim sorunları bitmez ama bizler bir yerlerde hata yapıyoruz ve bu hataların üzerine eğitmek-öğretmek gibi kavramları oturtmaya çalışıyoruz.Son olarak Ntv ve Unicef'in ortak girişimi ile yapılacak olan okulekliyorum kampanyasını destekliyorum.Ama yazımda da söylediğim gibi 6 yaş çocuklarının okul öncesi eğitiminin sağlamlaştırılmasının unutulmaması ve çalışmalarının bu yönde çoğaltılmasının olumlu olacağı düşünmekteyim.

 

Bursa Kent Meydanı ve Tüketim Çılğınlığı 

kent

Yaklaşık 5 gündür bir şeyler yazamadım.Bununda sebebi hafta sonu için ufak bir Bursa gezisi yapmam.Cuma günü itibariyle arabamla yaklaşık 2 saatlik bir sürede Bursa'ya ulaştık.Bir arkadaşımızın düğününe katıldıktan sonra cumartesi günü havanında bunaltıcı sıcağından kaçmak için alış veriş merkezlerini gezmeye koyulduk.Bilinen 3-4 alış veriş merkezini gezdikten sonra en son olarakta inşaatı yeni biten Kent Meydanı'nı gezdik( yukarıda ki fotoğraf )Diğerleri gibi aynı içerikte ki dükkanların bulunduğu bir yapı,zaten yeni olarak bir şeyler beklemiyorduk.Bu şekilde Bursa gezimizin çoğunluğunu bitirmiş olduk.

Öğrencilik yıllarımda (1994 itibariyle) Ankara'da en meşhur yerlerden biri Atakule idi.Sonradan büyük alış veriş merkezi diyebileceğim 5-6 yapı daha açıldı.Hepsinin mantığı aynı insanların özellikle hafta sonları boş zamanlarını değerlendirmek için gezdikleri ve alış veriş yapmıyacağım deseler bile kesinlikle bir iki bir şey alarak keyiflendikleri yerlerdir.Gerçi alış veriş mantığı parana göre değişir ama özellike Akköprü'de ki alış veriş merkezinde hafta sonu en üst katta bulunan yemek kısmına şöyle bir durup baktığınızda insanların tüketim çılğınlığını görmeniz mümkün.Tüketim çılğınılığı demişken ismi herkes tarafından bilinen ünlü bir Fransız marketler zincirinin 2007 rakamlarını duyunca insanların bu tür yapılara ne denli çok ziyeret ettiğini parasal yönden anlamak zor olmayacaktır.Bu firmanın geçen sene ki cirosu 11 milyar dolar,net karı ise 3 milyar dolar.

Bu rakamlarıda dünyanın belli başlı ülkelerinden elde ediyor,bunlardan biride Türkiye.Zaten dikkat edilirse dünyaca ünlü firmaların son yıllarda Türkiye'yi tercih etmelerinin nedeni de bir malı nasıl tüketeceğimizi bilmememiz bundan doğan tüketim çılğınlığınıda iyi kullanabilmelerinden geçmektedir.Daha yakın bir zaman da İstanbul'da açılan teknoloji markette yaşanan izdiham bize,televizyonlardan izlediğimiz ve insanların bunları yapmaları için manyak olmaları gerekir şeklinde bir yorum yaparak es geçtiğimiz sahnelerin uzak olmadığını kanıtladı.Bursa gezisi ile başladık tüketim çılğınlığına kadar vardık.Uzak kaldığım internet sayfalarından bugün için Habertürk internet sayfalarından takılan bazı yeni gelişmelerden bahsederek yazıyı sonlandırayım.

1-Bilgisayar kullanıcıları için belkide iyi bir haber,Türkçe Vista'lar bu hafta geliyormuş

2- Türünün ilk örneği olan bilgisayar müzesi 15 Nisan itibariyle Paris'te açılıyormuş.Günlerin bile önemli olduğu teknolojik gelişmelerde bu müzenin yakında fotoğraflarınıda gördüğümüzde eski ile yeni arasında gülümsetici ifadelerle karşılaşabiliriz.

 

Google Grupları Kapatıldı 

google

Sosyal imleme sitelerinden Tusul'u neredeyse hergün sıkı bir şekilde takip etmekteyim.İlginç haberleri inceleyip varsa bununla ilgili bir yorumumu burada yazmaya çalışıyorum.İşte tam böyle bir haber gördüm ve yazmazsam olmaz dedim.Haber Google'un kapatılması,daha önce burada Google'un kapatılması ile ilgili yazıyı 28-Mart-2008 günü ''Google'da Kapatılabilir'' başlıklığı ile Tusul'a göndermiştim.Belki yazının ilk satırlarını okuyanlar ''Acaba gerçekten Google kapatıldı mı'' diye sorup,bir Google sayfası açabilirler.Hayır böyle bir şey yok ama neredeyse buna benzer diyebileceğimiz Google Grupları sayfaları engellenmiş durumda.Engellenen sayfaya buradan ulaşabilirsiniz.

Bu vakitten sonra bir şey demek zor gibi.Daha önceki gönderdiğim haberde de olduğu gibi Google'un ilk kapatılma girişimi çocuk pornosu resmi bulunmasından dolayı dava açılacağı ve bu şekilde Google'un kapatılması yönündeydi.Gerisini bilmiyorum ama dünya üzerinde milyonlarca üyesi olan grupların Google'un sağladığı iletişim birliği yatsınmayacak bir şekilde darbe yemiş durumda.Kapatmak veya kapatmamak belki çok tartışılır ama tartışılmayacak bir olay ise insanların birbirlerinin düşüncelerine ne zaman saygı duyacağıdır.Bir insanın,bir zümrenin düşüncesi sizlere anlamsız gelebilir ama bu anlamsızlığı kendi düşünce ve eylemlerinizle anlatmak seviyesine ulaşabildiğimizde,utanç verici kapatma olaylarından kurtulabiliriz.Artık yarın veya ilerleyen günlerde Google'un kapatılma haberi gelirse hiç şaşırmamak lazım.Yine benzer bir kapatılma olayında (Youtube ile ilgili) bir yazı başlığı okumuştum.Youtube'un ardı ardına kapatılma günlerini yaşadığımız zamanlardan birinde haber ile ilgili başlık güzeldi.''Youtube'un Kapatılması Artık Haber Değeri Taşımıyor'' bu aşamaya gelebildiğimize göre Google'un geleceğinde de herşeyi beklemek mümkün.

 

Siyaset-Futbol-Deniz-Sinema-Masaüstü Resimler-Argo Domain İsimleri 

blog

Başlık yazının etiketleri gibi oldu ama yazıda geçen konuları vererek bir başlık yazmak daha iyi geldi.İki gündür blogumu güncelleyemiyorum.Gerçi her gün güncelleyeceğiz diye bir kural yok ama güncelleme yapamamamın nedeni çok yorgun olmam.Haftada 30 saat ders artık yormaya başladı.Bir de saatler (son kez) ileri alındığından mıdır nedir bir uyumsuzluğum söz konusu.Her sabah ders başı yapmak,akşamda gelmeyen uykumunda etkisi var.Birazdan bugün 2 saat internetin başında olmam sonucu rastladığım 2-3 siteden bahsedeceğim.Bahsedeceğim diyorum ama uzun uza değil.Gözüme çarpan bazı paylaşımlar yapacağım.

Ama daha önce bu geçen iki günde olan olaylarla ilgili biraz yazmak istiyorum.Öncelikle malum siyaset,artık iyice yılgınlık vermek üzere.Çok yakın gelmesede insan yaşadığı ülkenin gündeminden kendini uzak tutamıyor.Birileri çok güzel şekilde yolunu yaparak bundan 5-6 ay önce aklımızdan geçmeyecek şeyleri bizlere yaşatacaklar gibi.Bu ülke insanın kendi içinde,yaşamında her hengibir sorunu yok.Sorunu yok derken insan ilişkilerinden bahsediyorum.Herkes (çoğunlukla) kendi işine iyi veya kötü devam ediyor.Haliyle sorunlar yaşanıyor.Ama bizi biz yapan değerlerle oynanmakta.Bunların üzerine siyaset yapılarak,geleceğe dair kalıcı planlar kurulmakta.

Bir de Fenerbahçe,bir Beşiktaş taraftarı olarak Beşiktaş hakkında bir cümle bile yazmazken FB ile ilgili ikinci yazımı yazmaktayım.Gerçi fanatiklik olmadığım için herhangi bir kasıntı yapmıyorum.Üzüldüm,dün akşam oldu olacak derken 2. gölü yediğimizde bu iş buraya kadar dedik her ne kadar 2-1 olur mu diye de insanın içinden geçmedi değil.Ama sadece içimizden geçti.Neyse bu da bir başarıdır.Darısı Beşiktaş'ın başına diyeceğim ama hiç umut yok.

Birde malum hava durumları...Ne havaları diye sorupta,yazacak bir şeyler olmadığından boşluk doldurmak için sormuyorum.Havaların düzelmesini bekliyoruz,dalmak için o kadar malzeme aldık arkadaşla bir türlü düzelmedi.Ama Perşembe gününden itibaren artık güneşli,bu da demek oluyor ki balık tutmak ve dalmak için hiç bir olumsuzluk kalmıyor.Neyse başlangıçta bahsettiğim site isimlerini hemencek vereyim.

1-Bu site efsane bir kişinin sinema filmlerinde ki çekimlerinde yaşadığı zorlukları anlatıyor.Daha doğrusu gösteriyor.Jackie Chan'in çekimlerinde karşılaştığı zorlukları bu video da izleyebilirsiniz.

2-Bilgisayarların masaüstü resimlerinin nasıl ilginç bir hale getirilebildiğini gösteren fotoğraflar.O fotoğraflara da buradan bakabilirsiniz.

3- Mc Donald's adına yapılmış basit bir oyun,sitede sizlere verilen bir açıklama var onu okuduktan sonra Mc Donald's lokantasının içinde verilen ufak görevleri buradan bakarak yerine getiriyorsunuz.

4-En ilginç site daha doğrusu ilginç site isimlerini gösteren bir site diyelim.Yazıldığında (ingilizce olarak) argo kelimeler içeren domain isimleri burada

 

 

Lost Dizisi İle Tanışmak 

lostYazıya başlama saatim 17:40,zamanı belirtmemin nedeni meşhur Lost dizisinin yayınına yaklaşık 4 saatten az bir zaman kalmasıdır.Meşhur diyorum özellikle TNT kanalı açıldıktan sonra ve internette gezdiğim bazı bloglarda bu dizinin hastaları var.Ben ise bu diziyi ilk defa izleyeceğim.Konusu hakkında sağdan soldan bazı bilgiler edindim.Konusundan ziyade dizinin Amerikan yapımı olması ve e2 ile cnbc-e kanallarında yayınlanan 2-3 diziyi devamlı takip etmem bu dizininde seyre değer bir dizi olacağı hissini uyandırdı.Diziyi daha önce devamlı bir şekilde izleyenler belkide çok şeyler kaçırdığımı söyleyebilirler.Akşama bakacağız;anlatıldığı gibi dizinin hastaları arasına bizlerde katılacak mıyız.

Dizinin konusuna gelince,bir uçak kazasında sağ kurtulan 48 kişinin bir adada ki hayatlarını anlatmakta.Haliyle bu 48 kişi farklı karakterlerde,bu şekilde dizinin senaryosuda alabildiğine ilginç bir duruma geliyor.Yukarıda bahsettiğim gibi diziye karşı olumlu bakmamın nedeni e2 ve cnbc-e kanallarında çıkan dizilerin kalitesinden kaynaklanmakta.İnsan bu tür dizileri izleyip bir de ülkemizdeki dizilere ve konularına bakınca adamlara helal olsun diyesi geliyor.

Artık bu vakitten sonra Türkiye'de ki dizi furyasının durumunun berbatlığını anlatacak değilim.Akşam saat 21:15 itibariyle Lost dizisinin seyrine bakacağım.Lost dizisi ile ilgili daha geniş bilgiye sahip olmak isteyenler buraya bakabilirler

Güncellemeöylendiği kadar sağlam bir dizi,özellikle karaterlerin çok olması senaryoyu daha da ilginç hale getirmekte.Zaten kötü bir durumla karşılaşmayı beklemiyordum.Çoğunlukla kafamda kurguladığım gibi çıktı.İlerleyen bölümlerde sürükleyici sahnelerle karşılaşacağımız kesin.

Köy Öğretmenleri ve Öğretmenlik Mesleği 

öğretmen

Bir öğretmen olarak kendi alanımla ilgil yapılanlara daha bir dikkatli şekilde bakarak inceliyorum.Bunlardan biride bundan 1 ay önce internette daha doğrusu Tusul'da gördüğüm bir siteydi.Sitenin ismi Köy Öğretmenleri amacı kendisi gibi köy öğretmeni olan meslektaşımın diğer köy okulları ile internet ortamında birliktelik kurarak okullarını tanıtarak,okulları ile ilgili gerekli olan yardımları toplamaktır.Bu doğrultuda fizikbilim sitesinde onlara ufakta olsa bir katkımın dokunacağını düşünürek bir haber yazmıştım.

Bugün bu yazıyı yazmamın nedeni daha önceki katkımla beraber fizikbilim.com sitesinde ayrıntılarını yayınladığım haberde de okunacağı gibi onların bu oluşumuna kendimce katkımı az bularak internetin hatırı sayılır bir iletişim aracı olması nedeniyle her hafta bir köy okulunu tanıtarak onlara biraz daha yardımcı olmak istememdir.

Eğitim sistemimizin durumu belli burada fazlaca olan eksiklikleri yazmadan sadece bazılarının aklına gelebilecek olan ''Neden köy okullarını tanıtmalı'' şeklindeki bir soruyu kısaca cevaplamak isterim.Her mesleğin kendince zorlukları malum.Ama köy öğretmeni olarak 3 yıl görev yaptığım doğu illerinin birinde yaşadıklarımın bende hala unutulmaz etkileri sürmekte.Şu anda bir öğretmen olarak rahat bir yer ve ortam sayılan Çanakkale/Biga'da öğretmenlik yapmaktayım.Buradaki rahatlık diyorum çünkü ilçede görev yaptığım için bir köy öğretmenine göre şartlarım her yönden iyi durumda.Bu şartları köy öğretmeni olarak yaşayamayan ve tek gayesi öğretmenli olan bu arkadaşlarıma kendimce bir katkıyı internet ortamından sunmak istedim.

Bazılarının aklına köy öğretmeni ile diğer öğretmenleri ayırt ettiğim şeklinde bir soru gelebilir.Kesinlikle böyle bir ayırıma gitmiyorum sadece doğal şartların köy öğretmenlerinin aleyhinde olması (çoğu zaman) onların meslekteki zorluklarını ortaya çıkarıyor.Bununla beraber zamanında kendimin ve diğer arkadaşlarımın yaşadığı ve hala Türkiye'nin çoğu yöresinde yaşanmakta olan bu tür zorlukları haliyle köy öğretmenleri lehine çevirecek bazı şeyleri yapmamızı gerektiriyor.

Yukarıda yazdıklarımın sonucunda fizikbilim sitesinde gönüllü olarak yayınlayacağım bu tür çalışmaya katkıda bulunmak isteyenlerin burada ki haberi okumalarını tavsiye ederim.

İnternet Haftası ve İnternet Kullanımı 

Eskiden ilkokul zamanlarımızda önemli olaylarla ilgili günleri kutlardık.Belki o zamanlar anlamlarını tam bilmesekte,gerekli etkinlikleri yapardık.Şimdi ise bu tür etkinlikler artık eskisi kadar tam anlamıyla gerçekleştirilmiyor.En basitinden bir yerli malı haftası artık hangi okulda layıki ile kutlanmakta.Gerçi yerli malı kavramı artık geçersiz hale geldi,yerli malı bizede yabancılaştı.Aynı kullandığımız eşyalar ve kelimeler gibi.Son yıllarda kavram anlamıyla internet hayatımızın her anına müdahil oldu.Bence güzelde oldu.Tabiki bu güzel olmasının yanında bazıları için tehlikeli de oldu ki herkesin bildiği gibi fikirlerini beğenmedikleri internet siteleri kapatılma gibi e-sansür yöntemlerini doğurdu.Yani sen söylediğinde özgürlük,başkaları senin söylediklerini eleştirdiğinde tu kaka oluyor.Zaten bu konuda internet sitelerini kapatma olayı dünyada geri kalmış ya da diktatörlükle yönetilen ülkelerde olmakta.Artık bizim ülkemiz bunlardan hiçbirine girmediğine göre bu olayda bizim ülkemize has bir gerçek olarak yaşanmakta.

Bu satırları yazmama neden olan olay 7-20 Nisan günlerinin İnternet Haftası olması.Bu kavram yukarıda da bahsettiğim gibi teknolojinin gelişmesi ile önemli haftalar arasında yerini aldı.Bu hafta ile ilgili son olarak iki olaydan bahsedip yazıma son vereceğim.

1-İnternetin cazibesi ve kullanım yaşının düşmesi eğitim alanında çocukların ve okulların internet kullanma zorunluluğunu getirdi.Bugün ülke genelinde ki okullarda internet kullanımı hızla yayıldı.Tayinlerin,sınav sonuçlarının,iş başvurularının,kredi kartı hesap özetlerinin vb. şeylerin internet üzerinden yapılması zorunluluğunu doğurdu.Özellikle kamu alanında ki yazışmalarda internetin kullanılması kağıt tüketiminin azalmasına en büyük katkıyı yaptı.

2-Bir öğretmen olarak özellikle bazı araştırma ödevleri verdiğimde öğrencilerimde gözlemlediğim olaylardan bir taneside araştırılacak konunun sadece Google'dan ya da bilinen bir siteden çıktı alınarak yapılmasıdır.Yine fazla geriye gitmeden eskiye dönerek bir örnek vermem gerekirse kütüphane,ansiklopedi,kitap kavramları bizim ödevlerimiz için kaynakları barındırmaktaydı.Ama bu kaynakların artık yüzüne dahi bakılmadan bilgiyi hazır olarak alarak sunma yoluda internet ile gerçekleşti.İnternetten araştırılmayacak şeklinde bir kural konulamaz ama hazır olarak alınması ''araştırma'' kelimesinin anlamına ters düşmekte.Bu da araştırırken okuma,öğrenme ve unutmama şeklinde gelişecek ödevleri anlamsız hale getirmekte ve de sadece kağıt üzerinde bırakılmasına neden olmakta.İnternet toplumlar için yatsınamaz bir gerçek ama kullanımının doğru olması öğrenilmesi ve yapılması daha da önemli.Umarım İnternet Haftası'nda bu ve buna benzer gerçekler üzerinde sıklıkla durulur.

Notite veya blog sahipleri için sağ alt tarafta görülen İnternet Haftası ile ilgili bannerı yayınlamak isteyenlerin buraya uğramalarını tavsiye ederim.

 

Aziz Yıldırım Mı Tayyip Erdoğan Mı 

Fenerbahçe'nin bugünkü haline gelmesinde en büyük etkenlerden biride başkan Aziz Yıldırım'dır.Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının akıllı bir şirket yönetimi ile kulüp maddi açıdan belli bir seviyeyi yakalamış ve bunun da takıma aynı zamanda taraftara yansıma olumlu sonuçlanmıştır.Son şampiyonlar ligi galibiyettinden sonra yapılan olumlu eleştirilerden birini de Yunan gazetelerinden geldi.Daha doğrusu eleştiri yerine farklı bir bakış desek daha yerinde olur.

Başkan Aziz Yıldırım'ın son yıllarda taraftarda bıraktığı popülerlik ve bu popülerlikle beraber kişiler üzerinde etkili bir inandırıcılığını siyasi açıdan değerlendirerek ''İsterse Erdoğan'ı İndirebilir'' şeklinde bir başlık atmışlar.Bu başlığı atmalarında ki geçerli sebeblerden biride Fenerbahçe'yi her yönüyle iyi analiz etmelerinin önemi büyük olmalı.Analizlerinden biride taraftar sayısı ile haklı bir gurur duyan Fenerbahçe'liler takımlarını ''Fener Cumhuriyeti'' olarak nitelendirmelerinin arkasındaki yatsınamaz gerçeklerdir.Bu gerçekler toplumumuzda ki futbol aşkını hatta ''...takımım için herşeyi yapabilirim'' şeklinde davranışları doğurmakta.Kendi babamdan hatırlarım zannedersem 4-5 yıl önce Galatasaray'ın ekonomik krizi sonucu futbolculara dahi para ödeyemez hale gelmişken Adnan Polat'ın o zamanlar başlattığı taraftarlardan para yardımı şeklinde bir nevi kampanyaya babamda belli oranda katkıda bulunmak istemesi bile futbolun insanların gözündeki değerini göstermektedir.

Erdoğan'ı indirir mi indirmez mi onu bilemem ama farklı bir açıdan bakıldığında eğer komplo teorisi şeklinde bir yorum getirmek istersek siyasetteki bazı oluşumların aşiret,cemaat şeklinde yürümesi ve belli noktalara gelmesi ileride bir takımın taraftarlarının siyaset ortamında bir kişi tarafından etkili duruma getirilmesi beklenen bir olay olmalıdır.Eğer gerçek anlamda bu olay gerçekleşirse ki Türkiye'de olmaz denilen nice olaylar olmuştur,yeni bir siyasi topluluk doğmaması için hiç bir neden kalmaz.

Kendimizden olayı düşünürsek eğer oy verme esnasında toplumdaki insanlar neyi kriter alarak partileri şeçmekte ya da seçim zamanı o böyle yaptı bu böyle yaptı bir de buna vereyim şeklinde değerler biçerek oy kullanmaktayız.Sonuçta Yunan gazetesinin bakış açısı Türkiye için geçerli olabilecek nedenlerden bir olarak gözükmekte.

Var Mısın Yok Musun'daki Burhan Altıntop 

Yine mi Burhan Altıntop diyenler olabilir.Ama bu sefer ki olay farklı ve yeni fikir olarak sunulmuş.Yeni bir fikir diyorum sizlerce de malum olan,bir televizyon olayı eğer tutarsa hızına kimse yetişemiyor.Bu olayla ilgili kelimeler,davranışlar,söylemler hemen dilimize yerleşiyor.Aynı Avrupa Yakası'nın Burhan Altıntop'un dizide söylediği sözler gibi.Peki bu olayın sonu nasıl biter.Ya bir sonla televizyon tarihinde yerini alır ya da geliştirenlerin günümüzdeki olaylara yapımlarını adapte ederek belkide daha izlenir hale gelir.Bana göre Avrupa Yakası ve Var Mısın Yok Musun ilişkisi buna en güzel örnek olarak gösterilebilir.Gerçi Avrupa Yakası diziye giren yeni karakterlerle izlenirliliğini eskiye nazaran daha da artırdı demek mümkün ama Var Mısın Yok Musun için aynı şeyleri söylemek mümkün değil.Bu durumda da izlenme oranları karşılıklı olarak birbirini destekleyici duruma gelmiş oluyor.

Avrupa Yakası'nın Çarşamba günü yayınlanacak bölümü için Engin Günaydın,Burhan Altıntop karakteri ile Var Mısın Yok Musun yarışmasına katılmış.Dizideki söylemleri ile bayağı bir eğlenceli yarışma performansı geçirmiş.Artık önümüzdeki hafta gösterilecek bölümünde neler olup bittiğini,Burhan Altıntop'un ne kadar kazandığı göreceğiz.

Güncelleme:Her hafta olduğu gibi bu haftada seyre değerdi.Burhan'ın da sonuçta 5 Ytl kazandığı böylece görmüş olduk.İzlemek isteyenlere videosu burada

Kuzey Kutbuna Kebabçı Dükkanı Açan Kim Olabilir. 

Günlük haber gezintilerime takılan ilginç olay.Başlığı okuduğumda olay kahramanının bizimlerden biri olduğunu zannettim.Ama olayda yer alan kişi bir İranlı.Akşam Gazetesi'nin haberine göre İranlı vatandaş 5 yıl önce Norveç'e sığınma talebi ister.Olumsuz sonuç alınca ülkesine de dönemez.Norveç hayalinden vazgeçmeyen kişi yine buraya bağlı ama uluslararası bölgede kamyondan dönme dükkan tarzı bir mekanda kebab satarak geçimini sağlar.Ne diyelim hayırlı kazançlar bol güneşler.Her ne kadar güneş olmasada dileğimiz gönülden.