Yazılar
15 Nisan 2008 19:33 · fizikbilim
· Etiketler
anasınıfı
,
ekliyoruz
,
eğitim
,
haber
,
kampanya
,
ntv
,
okul
,
okulöncesi
,
televizyon
,
unicef
Unicef ve Ntv Türkiye'de yeni bir kampanya başlattı.Kampanyanın ismi ''Anaokulu Ekliyoruz''Amaç
13 ilde anaokulları açarak 5 yaşındaki çocuklarıda okul öncesi eğitime kazandırmak.Bununla
ilgili katkıda bulunmak isteyenlere önce reklam kısımları verelim,okulekliyoruz sitesinden merak
ettiğiniz herşeye ulaşabilirisiniz.Ya da buraya bakmadanda 3005'e boş mesaj
atarak katkıda bulunabilirsiniz.Yapılmak istenenler güzel zaten
Ntv'nin bununla ilgili haber sayfasında ilgili yorumlardan da görüleceği gibi
eğitime yararlı olarak görülebilecek bu gibi katkılarda hep Ntv'nin imzası
var.Zaten televizyonun çoğunlukla haber kısmı ile ilgilenen benim gibi
kişilerin ilk olarak haber yönünden güvenebileceği kanallardan biri de
Ntv'dir.Bildiğim kadarıyla Doğuş Grubuna ait olan kanal ilk kurulduğu günden
beri hep seyre değer ve akılda kalıcı program ve etkinlikleri yayınlamakta.Kanal
için bu kadar reklam yaptıktan sonra asıl başlığımız olan anaokulu kampayasının
Türkiye'de ki durumuna dönmekte fayda var.
Anaokullarının özellikle son yıllarda önemi artmakla beraber (her zaman ki
gibi geç olsada) yapılan çalışmalarının olumlu sonuçlar verdiği
söylenebilir.Kendimden örnek vererek önemini vurgulamam gerekirse,öğretmenliğe ilk
olarak sınıf öğretmeni olarak başladığım yıllarda tek okullu bir mezra okulunda
ilköğretim birinci sınıf çocuklarına okuma yazma öğretmenin ne denli zor
olduğu-özelliklede anasınıfı eğitimi almadan-bilenler bilir.Bilmeyenler içinde
kısaca açıklamak gerekirse anasınıfında çocuklara
rakamların,harflerin,şekillerin ve benzeri olayların oyunlarla öğretilmesi
birinci sınıfa gelen bir öğrenciye okuma yazma ve matematiksel kavramlarının
verilmesini daha da kolaylaştırmaktadır.Zaten buraya kadar yazılanlar herkes
tarafından bilinen ve uygulamsının yapılmasının faydalı olarak görüldüğü
konulardır.Ama daha 6 yaşında ki çocuklara ülkemizde anasınıfına kazandırma
olayının yeni yeni gelişmekte olduğu bir dönemde bu gibi etkinliklerin daha çok
anasınıfı(6 yaş için) açma,açılan anaokulu yada anasınıflarının öğretmen ve
malzeme açısından güçlendirilmesi yönünden yapılması yararlı olacağını düşünmekteyim.
Okulekliyoruz kampanyası
düşünülmesi ve uygulama alanı yönünden yararlı buna itirazım yok ama bu olay
çok benzeşmese de ortak olarak gördüğüm bir olayı çağrıştırdı.Ülkemizde 8 yıllık
zorunlu eğitime geçiş dönemi ve bu dönemi izleyen yıllarda açılan okulların
sayılarının çoğalması 8 yıllık eğitimin faydalarını göstermiştir.Ama ülkemizin
dört bir yanında daha 5 yıllık okullarla dolu köy okulları bulunmakta iken ve
bunların araç gereç yönünden eksiklikleri varken değil 8 yıllık eğitim seçim zamanı partilerin 12 yıllık zorunlu eğitimden
bahsetmeleri ne denli olaydan uzak sadece olaya oy kaygısı ile baktıklarının bir göstergesidir..Bunları duyduğumda bu ülkenin gerçekten eğitimi bilen insanlar
tarafından yönetilmesinin şart olduğunu bir kez daha anlamış oldum.Gerçi çok önceler analaşmıştım
) ama bu olay daha da pekiştirdi.
Başka bir örnekte bir zamanlar (sene 1996'da) kredili eğitim modeli
uygulandı.Ama sadece uygulamada kaldı.Gazi Üniversite'nde öğretmenlik
formasyonu alırken eğitim alanında sağlam hocalarımızdan biri derste
''Türkiye'de kredili sistemin uygulanamamasının nedenini nedir'' diye bir soru
sormuştu.Sorunun cevabını anında alındı,alt yapının olmaması.Evet yapmak
istediğimiz her işte olduğu gibi eğitimi de allak bullak etmek için yeni olan
herşeyi uygulamak bir sistem gibi gözüken ülkemizde alt yapının hazır olmaması
bu sistemi de deneme yanılma yöntemi şeklinde öğrencilerimize uygulatılmış
olarak tarihteki yerini aldı.
Peki ne yapmalı bu satırları yazmak,eleştirmek belki de işin kolay
kısmı.İşin zor kısmı yeni ve faydalı şeyler sunmak değil mi.Aynen
işin zor kısmı yeni olanı sunmak,aynı zamanda uygulatmak ve sonuçlarını
almak.Bir kere eğitim denilince işi eğitimcilere bırakmak,işi bilen
yöneticileri başa geçirmek,sınav sistemlerini hayatın zorunlu bir parçası haline getirmemek işin aslında kolay ama bizim ülkemiz için nedense yıllardan
beri zor olan kısmı gibi gözükmekte.Öğrenci sayısı kadar büyük olan eğitim
sorunları bitmez ama bizler bir yerlerde hata yapıyoruz ve bu hataların üzerine
eğitmek-öğretmek gibi kavramları oturtmaya çalışıyoruz.Son olarak Ntv ve
Unicef'in ortak girişimi ile yapılacak olan okulekliyorum kampanyasını destekliyorum.Ama yazımda da söylediğim gibi 6 yaş çocuklarının okul öncesi
eğitiminin sağlamlaştırılmasının unutulmaması ve çalışmalarının bu yönde
çoğaltılmasının olumlu olacağı düşünmekteyim.
14 Nisan 2008 17:49 · fizikbilim
· Etiketler
alış
,
ankara
,
bilgisayar
,
bursa
,
firma
,
kent
,
market
,
meydan
,
meydanı
,
müze
,
paris
,
tüketim
,
veriş
,
vista
,
çılğınlığı
,
üniversite
Yaklaşık 5 gündür bir şeyler yazamadım.Bununda sebebi hafta sonu için ufak
bir Bursa gezisi yapmam.Cuma günü itibariyle arabamla yaklaşık 2 saatlik bir
sürede Bursa'ya ulaştık.Bir arkadaşımızın düğününe katıldıktan sonra cumartesi
günü havanında bunaltıcı sıcağından kaçmak için alış veriş merkezlerini gezmeye
koyulduk.Bilinen 3-4 alış veriş merkezini gezdikten sonra en son olarakta
inşaatı yeni biten Kent Meydanı'nı
gezdik( yukarıda ki fotoğraf )Diğerleri gibi aynı içerikte ki dükkanların bulunduğu bir yapı,zaten yeni olarak bir şeyler beklemiyorduk.Bu şekilde Bursa gezimizin çoğunluğunu bitirmiş olduk.
Öğrencilik yıllarımda (1994 itibariyle) Ankara'da en meşhur yerlerden biri
Atakule idi.Sonradan büyük alış veriş merkezi diyebileceğim 5-6 yapı daha
açıldı.Hepsinin mantığı aynı insanların özellikle hafta sonları boş zamanlarını
değerlendirmek için gezdikleri ve alış veriş yapmıyacağım deseler bile
kesinlikle bir iki bir şey alarak keyiflendikleri yerlerdir.Gerçi alış veriş
mantığı parana göre değişir ama özellike Akköprü'de ki alış veriş merkezinde
hafta sonu en üst katta bulunan yemek kısmına şöyle bir durup baktığınızda
insanların tüketim çılğınlığını görmeniz mümkün.Tüketim çılğınılığı demişken
ismi herkes tarafından bilinen ünlü bir Fransız marketler zincirinin 2007
rakamlarını duyunca insanların bu tür yapılara ne denli çok ziyeret ettiğini
parasal yönden anlamak zor olmayacaktır.Bu firmanın geçen sene ki cirosu 11
milyar dolar,net karı ise 3 milyar dolar.
Bu rakamlarıda dünyanın belli başlı ülkelerinden elde ediyor,bunlardan biride
Türkiye.Zaten dikkat edilirse dünyaca ünlü firmaların son yıllarda Türkiye'yi
tercih etmelerinin nedeni de bir malı nasıl tüketeceğimizi bilmememiz bundan
doğan tüketim çılğınlığınıda iyi kullanabilmelerinden geçmektedir.Daha yakın
bir zaman da İstanbul'da açılan teknoloji markette yaşanan izdiham
bize,televizyonlardan izlediğimiz ve insanların bunları yapmaları için manyak
olmaları gerekir şeklinde bir yorum yaparak es geçtiğimiz sahnelerin uzak
olmadığını kanıtladı.Bursa gezisi ile başladık tüketim çılğınlığına kadar
vardık.Uzak kaldığım internet sayfalarından bugün için Habertürk internet
sayfalarından takılan bazı yeni gelişmelerden bahsederek yazıyı sonlandırayım.
1-Bilgisayar kullanıcıları için belkide iyi bir haber,Türkçe
Vista'lar bu hafta geliyormuş
2- Türünün ilk örneği olan bilgisayar müzesi 15 Nisan itibariyle Paris'te
açılıyormuş.Günlerin bile önemli olduğu teknolojik gelişmelerde bu
müzenin yakında fotoğraflarınıda gördüğümüzde eski ile yeni arasında
gülümsetici ifadelerle karşılaşabiliriz.
10 Nisan 2008 16:03 · fizikbilim
· Etiketler
google
,
grup
,
haber
,
internet
,
kapatma
,
kapatıldı
,
kararı
,
mahkeme
,
yasak
Sosyal imleme sitelerinden Tusul'u neredeyse hergün
sıkı bir şekilde takip etmekteyim.İlginç haberleri inceleyip varsa bununla
ilgili bir yorumumu burada yazmaya çalışıyorum.İşte tam böyle bir haber gördüm
ve yazmazsam olmaz dedim.Haber Google'un kapatılması,daha önce burada
Google'un kapatılması ile ilgili yazıyı 28-Mart-2008 günü ''Google'da Kapatılabilir'' başlıklığı ile Tusul'a göndermiştim.Belki
yazının ilk satırlarını okuyanlar ''Acaba gerçekten Google kapatıldı mı''
diye sorup,bir Google sayfası açabilirler.Hayır böyle bir şey yok ama neredeyse
buna benzer diyebileceğimiz Google Grupları sayfaları engellenmiş
durumda.Engellenen sayfaya buradan
ulaşabilirsiniz.
Bu vakitten sonra bir şey demek zor gibi.Daha önceki gönderdiğim haberde de
olduğu gibi Google'un ilk kapatılma girişimi çocuk pornosu resmi bulunmasından
dolayı dava açılacağı ve bu şekilde Google'un kapatılması yönündeydi.Gerisini
bilmiyorum ama dünya üzerinde milyonlarca üyesi olan grupların Google'un
sağladığı iletişim birliği yatsınmayacak bir şekilde darbe yemiş
durumda.Kapatmak veya kapatmamak belki çok tartışılır ama tartışılmayacak bir
olay ise insanların birbirlerinin düşüncelerine ne zaman saygı duyacağıdır.Bir
insanın,bir zümrenin düşüncesi sizlere anlamsız gelebilir ama bu anlamsızlığı
kendi düşünce ve eylemlerinizle anlatmak seviyesine ulaşabildiğimizde,utanç
verici kapatma olaylarından kurtulabiliriz.Artık yarın veya ilerleyen günlerde
Google'un kapatılma haberi gelirse hiç şaşırmamak lazım.Yine benzer bir
kapatılma olayında (Youtube ile ilgili) bir yazı başlığı okumuştum.Youtube'un
ardı ardına kapatılma günlerini yaşadığımız zamanlardan birinde haber ile
ilgili başlık güzeldi.''Youtube'un Kapatılması Artık Haber Değeri Taşımıyor''
bu aşamaya gelebildiğimize göre Google'un geleceğinde de herşeyi beklemek
mümkün.
09 Nisan 2008 21:28 · fizikbilim
· Etiketler
balık
,
blog
,
deniz
,
domain
,
futbol
,
masaüstü
,
oyun
,
resim
,
site
,
siyaset
,
tutmak
Başlık yazının etiketleri gibi oldu ama yazıda geçen konuları vererek bir
başlık yazmak daha iyi geldi.İki gündür blogumu güncelleyemiyorum.Gerçi her gün
güncelleyeceğiz diye bir kural yok ama güncelleme yapamamamın nedeni çok yorgun
olmam.Haftada 30 saat ders artık yormaya başladı.Bir de saatler (son kez) ileri
alındığından mıdır nedir bir uyumsuzluğum söz konusu.Her sabah ders başı
yapmak,akşamda gelmeyen uykumunda etkisi var.Birazdan bugün 2 saat internetin
başında olmam sonucu rastladığım 2-3 siteden bahsedeceğim.Bahsedeceğim diyorum
ama uzun uza değil.Gözüme çarpan bazı paylaşımlar yapacağım.
Ama daha önce bu geçen iki günde olan olaylarla ilgili biraz yazmak
istiyorum.Öncelikle malum siyaset,artık iyice yılgınlık vermek üzere.Çok yakın
gelmesede insan yaşadığı ülkenin gündeminden kendini uzak tutamıyor.Birileri
çok güzel şekilde yolunu yaparak bundan 5-6 ay önce aklımızdan geçmeyecek
şeyleri bizlere yaşatacaklar gibi.Bu ülke insanın kendi içinde,yaşamında her
hengibir sorunu yok.Sorunu yok derken insan ilişkilerinden bahsediyorum.Herkes
(çoğunlukla) kendi işine iyi veya kötü devam ediyor.Haliyle sorunlar
yaşanıyor.Ama bizi biz yapan değerlerle oynanmakta.Bunların üzerine siyaset
yapılarak,geleceğe dair kalıcı planlar kurulmakta.
Bir de Fenerbahçe,bir Beşiktaş taraftarı olarak Beşiktaş hakkında bir cümle
bile yazmazken FB ile ilgili ikinci yazımı yazmaktayım.Gerçi fanatiklik
olmadığım için herhangi bir kasıntı yapmıyorum.Üzüldüm,dün akşam oldu olacak
derken 2. gölü yediğimizde bu iş buraya kadar dedik her ne kadar 2-1 olur mu
diye de insanın içinden geçmedi değil.Ama sadece içimizden geçti.Neyse bu da
bir başarıdır.Darısı Beşiktaş'ın başına diyeceğim ama hiç umut yok.
Birde malum hava durumları...Ne havaları diye sorupta,yazacak bir şeyler
olmadığından boşluk doldurmak için sormuyorum.Havaların düzelmesini
bekliyoruz,dalmak için o kadar malzeme aldık arkadaşla bir türlü düzelmedi.Ama
Perşembe gününden itibaren artık güneşli,bu da demek oluyor ki balık tutmak ve
dalmak için hiç bir olumsuzluk kalmıyor.Neyse başlangıçta bahsettiğim site isimlerini
hemencek vereyim.
1-Bu site efsane bir kişinin sinema filmlerinde ki çekimlerinde yaşadığı
zorlukları anlatıyor.Daha doğrusu gösteriyor.Jackie Chan'in çekimlerinde
karşılaştığı zorlukları bu video
da izleyebilirsiniz.
2-Bilgisayarların masaüstü resimlerinin nasıl ilginç bir hale
getirilebildiğini gösteren fotoğraflar.O fotoğraflara da buradan
bakabilirsiniz.
3- Mc Donald's adına yapılmış basit bir oyun,sitede sizlere verilen bir
açıklama var onu okuduktan sonra Mc Donald's lokantasının içinde verilen ufak
görevleri buradan bakarak
yerine getiriyorsunuz.
4-En ilginç site daha doğrusu ilginç site isimlerini gösteren bir site
diyelim.Yazıldığında (ingilizce olarak) argo kelimeler içeren domain isimleri burada
07 Nisan 2008 14:35 · fizikbilim
· Etiketler
dizi
,
dizisi
,
lost
,
tanışma
,
tnt
,
tv
Yazıya başlama saatim 17:40,zamanı belirtmemin nedeni meşhur Lost dizisinin yayınına yaklaşık 4 saatten az bir zaman kalmasıdır.Meşhur diyorum özellikle TNT kanalı açıldıktan sonra ve internette gezdiğim bazı bloglarda bu dizinin hastaları var.Ben ise bu diziyi ilk defa izleyeceğim.Konusu hakkında sağdan soldan bazı bilgiler edindim.Konusundan ziyade dizinin Amerikan yapımı olması ve e2 ile cnbc-e kanallarında yayınlanan 2-3 diziyi devamlı takip etmem bu dizininde seyre değer bir dizi olacağı hissini uyandırdı.Diziyi daha önce devamlı bir şekilde izleyenler belkide çok şeyler kaçırdığımı söyleyebilirler.Akşama bakacağız;anlatıldığı gibi dizinin hastaları arasına bizlerde katılacak mıyız.
Dizinin konusuna gelince,bir uçak kazasında sağ kurtulan 48 kişinin bir adada ki hayatlarını anlatmakta.Haliyle bu 48 kişi farklı karakterlerde,bu şekilde dizinin senaryosuda alabildiğine ilginç bir duruma geliyor.Yukarıda bahsettiğim gibi diziye karşı olumlu bakmamın nedeni e2 ve cnbc-e kanallarında çıkan dizilerin kalitesinden kaynaklanmakta.İnsan bu tür dizileri izleyip bir de ülkemizdeki dizilere ve konularına bakınca adamlara helal olsun diyesi geliyor.
Artık bu vakitten sonra Türkiye'de ki dizi furyasının durumunun berbatlığını anlatacak değilim.Akşam saat 21:15 itibariyle Lost dizisinin seyrine bakacağım.Lost dizisi ile ilgili daha geniş bilgiye sahip olmak isteyenler buraya bakabilirler
Güncelleme
öylendiği kadar sağlam bir dizi,özellikle karaterlerin çok olması senaryoyu daha da ilginç hale getirmekte.Zaten kötü bir durumla karşılaşmayı beklemiyordum.Çoğunlukla kafamda kurguladığım gibi çıktı.İlerleyen bölümlerde sürükleyici sahnelerle karşılaşacağımız kesin.
06 Nisan 2008 14:57 · fizikbilim
· Etiketler
eğitim
,
köy
,
meslek
,
okul
,
site
,
tanıtım
,
öğrenci
,
öğretmen
,
öğretmenlik
Bir öğretmen olarak kendi alanımla ilgil yapılanlara daha bir dikkatli
şekilde bakarak inceliyorum.Bunlardan biride bundan 1 ay önce internette daha
doğrusu Tusul'da gördüğüm bir siteydi.Sitenin ismi Köy Öğretmenleri amacı
kendisi gibi köy öğretmeni olan meslektaşımın diğer köy okulları ile internet
ortamında birliktelik kurarak okullarını tanıtarak,okulları ile ilgili gerekli
olan yardımları toplamaktır.Bu doğrultuda fizikbilim sitesinde onlara ufakta
olsa bir katkımın dokunacağını düşünürek bir haber yazmıştım.
Bugün bu yazıyı yazmamın nedeni daha önceki katkımla beraber fizikbilim.com
sitesinde ayrıntılarını yayınladığım haberde de okunacağı gibi onların bu
oluşumuna kendimce katkımı az bularak internetin hatırı sayılır bir iletişim
aracı olması nedeniyle her hafta bir köy okulunu tanıtarak onlara biraz daha
yardımcı olmak istememdir.
Eğitim sistemimizin durumu belli burada fazlaca olan eksiklikleri yazmadan
sadece bazılarının aklına gelebilecek olan ''Neden köy okullarını tanıtmalı''
şeklindeki bir soruyu kısaca cevaplamak isterim.Her mesleğin kendince
zorlukları malum.Ama köy öğretmeni olarak 3 yıl görev yaptığım doğu illerinin
birinde yaşadıklarımın bende hala unutulmaz etkileri sürmekte.Şu anda bir
öğretmen olarak rahat bir yer ve ortam sayılan Çanakkale/Biga'da öğretmenlik
yapmaktayım.Buradaki rahatlık diyorum çünkü ilçede görev yaptığım için bir köy
öğretmenine göre şartlarım her yönden iyi durumda.Bu şartları köy öğretmeni
olarak yaşayamayan ve tek gayesi öğretmenli olan bu arkadaşlarıma kendimce bir katkıyı
internet ortamından sunmak istedim.
Bazılarının aklına köy öğretmeni ile diğer öğretmenleri ayırt ettiğim
şeklinde bir soru gelebilir.Kesinlikle böyle bir ayırıma gitmiyorum sadece
doğal şartların köy öğretmenlerinin aleyhinde olması (çoğu zaman) onların
meslekteki zorluklarını ortaya çıkarıyor.Bununla beraber zamanında kendimin ve
diğer arkadaşlarımın yaşadığı ve hala Türkiye'nin çoğu yöresinde yaşanmakta
olan bu tür zorlukları haliyle köy öğretmenleri lehine çevirecek bazı şeyleri
yapmamızı gerektiriyor.
Yukarıda yazdıklarımın sonucunda fizikbilim sitesinde gönüllü olarak
yayınlayacağım bu tür çalışmaya katkıda bulunmak isteyenlerin burada ki haberi
okumalarını tavsiye ederim.
05 Nisan 2008 23:04 · fizikbilim
· Etiketler
banner
,
blog
,
hafta
,
haftası
,
internet
,
nisan
,
teknoloji
Eskiden ilkokul zamanlarımızda önemli olaylarla ilgili günleri
kutlardık.Belki o zamanlar anlamlarını tam bilmesekte,gerekli etkinlikleri
yapardık.Şimdi ise bu tür etkinlikler artık eskisi kadar tam anlamıyla
gerçekleştirilmiyor.En basitinden bir yerli malı haftası artık hangi okulda
layıki ile kutlanmakta.Gerçi yerli malı kavramı artık geçersiz hale geldi,yerli
malı bizede yabancılaştı.Aynı kullandığımız eşyalar ve kelimeler gibi.Son
yıllarda kavram anlamıyla internet hayatımızın her anına müdahil oldu.Bence
güzelde oldu.Tabiki bu güzel olmasının yanında bazıları için tehlikeli de oldu
ki herkesin bildiği gibi fikirlerini beğenmedikleri internet siteleri kapatılma
gibi e-sansür yöntemlerini doğurdu.Yani sen söylediğinde özgürlük,başkaları
senin söylediklerini eleştirdiğinde tu kaka oluyor.Zaten bu konuda internet
sitelerini kapatma olayı dünyada geri kalmış ya da diktatörlükle yönetilen
ülkelerde olmakta.Artık bizim ülkemiz bunlardan hiçbirine girmediğine göre bu
olayda bizim ülkemize has bir gerçek olarak yaşanmakta.
Bu satırları yazmama neden olan olay 7-20 Nisan günlerinin İnternet
Haftası olması.Bu kavram yukarıda da bahsettiğim gibi teknolojinin
gelişmesi ile önemli haftalar arasında yerini aldı.Bu hafta ile ilgili son
olarak iki olaydan bahsedip yazıma son vereceğim.
1-İnternetin cazibesi ve kullanım yaşının düşmesi eğitim alanında çocukların
ve okulların internet kullanma zorunluluğunu getirdi.Bugün ülke genelinde ki
okullarda internet kullanımı hızla yayıldı.Tayinlerin,sınav sonuçlarının,iş
başvurularının,kredi kartı hesap özetlerinin vb. şeylerin internet üzerinden
yapılması zorunluluğunu doğurdu.Özellikle kamu alanında ki yazışmalarda
internetin kullanılması kağıt tüketiminin azalmasına en büyük katkıyı yaptı.
2-Bir öğretmen olarak özellikle bazı araştırma ödevleri verdiğimde
öğrencilerimde gözlemlediğim olaylardan bir taneside araştırılacak konunun
sadece Google'dan ya da bilinen bir siteden çıktı alınarak yapılmasıdır.Yine
fazla geriye gitmeden eskiye dönerek bir örnek vermem gerekirse
kütüphane,ansiklopedi,kitap kavramları bizim ödevlerimiz için kaynakları
barındırmaktaydı.Ama bu kaynakların artık yüzüne dahi bakılmadan bilgiyi hazır
olarak alarak sunma yoluda internet ile gerçekleşti.İnternetten
araştırılmayacak şeklinde bir kural konulamaz ama hazır olarak alınması
''araştırma'' kelimesinin anlamına ters düşmekte.Bu da araştırırken
okuma,öğrenme ve unutmama şeklinde gelişecek ödevleri anlamsız hale getirmekte
ve de sadece kağıt üzerinde bırakılmasına neden olmakta.İnternet toplumlar için
yatsınamaz bir gerçek ama kullanımının doğru olması öğrenilmesi ve yapılması
daha da önemli.Umarım İnternet Haftası'nda bu ve buna benzer gerçekler üzerinde
sıklıkla durulur.
Not
ite veya blog sahipleri için sağ alt tarafta görülen İnternet
Haftası ile ilgili bannerı yayınlamak isteyenlerin buraya
uğramalarını tavsiye ederim.
05 Nisan 2008 12:37 · fizikbilim
· Etiketler
aziz
,
başkan
,
cumhuriyet
,
erdoğan
,
fenerbahçe
,
futbol
,
gazete
,
taraftar
,
türkiye
,
yaşam
,
yıldırım
Fenerbahçe'nin bugünkü haline gelmesinde en büyük etkenlerden biride başkan Aziz Yıldırım'dır.Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının akıllı bir şirket yönetimi ile kulüp maddi açıdan belli bir seviyeyi yakalamış ve bunun da takıma aynı zamanda taraftara yansıma olumlu sonuçlanmıştır.Son şampiyonlar ligi galibiyettinden sonra yapılan olumlu eleştirilerden birini de Yunan gazetelerinden geldi.Daha doğrusu eleştiri yerine farklı bir bakış desek daha yerinde olur.
Başkan Aziz Yıldırım'ın son yıllarda taraftarda bıraktığı popülerlik ve bu popülerlikle beraber kişiler üzerinde etkili bir inandırıcılığını siyasi açıdan değerlendirerek ''İsterse Erdoğan'ı İndirebilir'' şeklinde bir başlık atmışlar.Bu başlığı atmalarında ki geçerli sebeblerden biride Fenerbahçe'yi her yönüyle iyi analiz etmelerinin önemi büyük olmalı.Analizlerinden biride taraftar sayısı ile haklı bir gurur duyan Fenerbahçe'liler takımlarını ''Fener Cumhuriyeti'' olarak nitelendirmelerinin arkasındaki yatsınamaz gerçeklerdir.Bu gerçekler toplumumuzda ki futbol aşkını hatta ''...takımım için herşeyi yapabilirim'' şeklinde davranışları doğurmakta.Kendi babamdan hatırlarım zannedersem 4-5 yıl önce Galatasaray'ın ekonomik krizi sonucu futbolculara dahi para ödeyemez hale gelmişken Adnan Polat'ın o zamanlar başlattığı taraftarlardan para yardımı şeklinde bir nevi kampanyaya babamda belli oranda katkıda bulunmak istemesi bile futbolun insanların gözündeki değerini göstermektedir.
Erdoğan'ı indirir mi indirmez mi onu bilemem ama farklı bir açıdan bakıldığında eğer komplo teorisi şeklinde bir yorum getirmek istersek siyasetteki bazı oluşumların aşiret,cemaat şeklinde yürümesi ve belli noktalara gelmesi ileride bir takımın taraftarlarının siyaset ortamında bir kişi tarafından etkili duruma getirilmesi beklenen bir olay olmalıdır.Eğer gerçek anlamda bu olay gerçekleşirse ki Türkiye'de olmaz denilen nice olaylar olmuştur,yeni bir siyasi topluluk doğmaması için hiç bir neden kalmaz.
Kendimizden olayı düşünürsek eğer oy verme esnasında toplumdaki insanlar neyi kriter alarak partileri şeçmekte ya da seçim zamanı o böyle yaptı bu böyle yaptı bir de buna vereyim şeklinde değerler biçerek oy kullanmaktayız.Sonuçta Yunan gazetesinin bakış açısı Türkiye için geçerli olabilecek nedenlerden bir olarak gözükmekte.
04 Nisan 2008 17:38 · fizikbilim
· Etiketler
altıntop
,
avrupa
,
burhan
,
dizi
,
rayting
,
video
,
yakası
,
yarışma
Yine mi Burhan Altıntop diyenler olabilir.Ama bu sefer ki olay farklı ve yeni fikir olarak sunulmuş.Yeni bir fikir diyorum sizlerce de malum olan,bir televizyon olayı eğer tutarsa hızına kimse yetişemiyor.Bu olayla ilgili kelimeler,davranışlar,söylemler hemen dilimize yerleşiyor.Aynı Avrupa Yakası'nın Burhan Altıntop'un dizide söylediği sözler gibi.Peki bu olayın sonu nasıl biter.Ya bir sonla televizyon tarihinde yerini alır ya da geliştirenlerin günümüzdeki olaylara yapımlarını adapte ederek belkide daha izlenir hale gelir.Bana göre Avrupa Yakası ve Var Mısın Yok Musun ilişkisi buna en güzel örnek olarak gösterilebilir.Gerçi Avrupa Yakası diziye giren yeni karakterlerle izlenirliliğini eskiye nazaran daha da artırdı demek mümkün ama Var Mısın Yok Musun için aynı şeyleri söylemek mümkün değil.Bu durumda da izlenme oranları karşılıklı olarak birbirini destekleyici duruma gelmiş oluyor.
Avrupa Yakası'nın Çarşamba günü yayınlanacak bölümü için Engin Günaydın,Burhan Altıntop karakteri ile Var Mısın Yok Musun yarışmasına katılmış.Dizideki söylemleri ile bayağı bir eğlenceli yarışma performansı geçirmiş.Artık önümüzdeki hafta gösterilecek bölümünde neler olup bittiğini,Burhan Altıntop'un ne kadar kazandığı göreceğiz.
Güncelleme:Her hafta olduğu gibi bu haftada seyre değerdi.Burhan'ın da sonuçta 5 Ytl kazandığı böylece görmüş olduk.İzlemek isteyenlere videosu burada
04 Nisan 2008 17:16 · fizikbilim
· Etiketler
dükkan
,
göç
,
iran
,
kebab
,
kutup
,
kuzey
Günlük haber gezintilerime takılan ilginç olay.Başlığı okuduğumda olay kahramanının bizimlerden biri olduğunu zannettim.Ama olayda yer alan kişi bir İranlı.Akşam Gazetesi'nin haberine göre İranlı vatandaş 5 yıl önce Norveç'e sığınma talebi ister.Olumsuz sonuç alınca ülkesine de dönemez.Norveç hayalinden vazgeçmeyen kişi yine buraya bağlı ama uluslararası bölgede kamyondan dönme dükkan tarzı bir mekanda kebab satarak geçimini sağlar.Ne diyelim hayırlı kazançlar bol güneşler.Her ne kadar güneş olmasada dileğimiz gönülden.