| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
hayata dair herşeyRSSYorum RSS
Yazılar arşiv 04.2008 Other entries in 2008-04 resimler , videolar

Siyaset-Futbol-Deniz-Sinema-Masaüstü Resimler-Argo Domain İsimleri 

blog

Başlık yazının etiketleri gibi oldu ama yazıda geçen konuları vererek bir başlık yazmak daha iyi geldi.İki gündür blogumu güncelleyemiyorum.Gerçi her gün güncelleyeceğiz diye bir kural yok ama güncelleme yapamamamın nedeni çok yorgun olmam.Haftada 30 saat ders artık yormaya başladı.Bir de saatler (son kez) ileri alındığından mıdır nedir bir uyumsuzluğum söz konusu.Her sabah ders başı yapmak,akşamda gelmeyen uykumunda etkisi var.Birazdan bugün 2 saat internetin başında olmam sonucu rastladığım 2-3 siteden bahsedeceğim.Bahsedeceğim diyorum ama uzun uza değil.Gözüme çarpan bazı paylaşımlar yapacağım.

Ama daha önce bu geçen iki günde olan olaylarla ilgili biraz yazmak istiyorum.Öncelikle malum siyaset,artık iyice yılgınlık vermek üzere.Çok yakın gelmesede insan yaşadığı ülkenin gündeminden kendini uzak tutamıyor.Birileri çok güzel şekilde yolunu yaparak bundan 5-6 ay önce aklımızdan geçmeyecek şeyleri bizlere yaşatacaklar gibi.Bu ülke insanın kendi içinde,yaşamında her hengibir sorunu yok.Sorunu yok derken insan ilişkilerinden bahsediyorum.Herkes (çoğunlukla) kendi işine iyi veya kötü devam ediyor.Haliyle sorunlar yaşanıyor.Ama bizi biz yapan değerlerle oynanmakta.Bunların üzerine siyaset yapılarak,geleceğe dair kalıcı planlar kurulmakta.

Bir de Fenerbahçe,bir Beşiktaş taraftarı olarak Beşiktaş hakkında bir cümle bile yazmazken FB ile ilgili ikinci yazımı yazmaktayım.Gerçi fanatiklik olmadığım için herhangi bir kasıntı yapmıyorum.Üzüldüm,dün akşam oldu olacak derken 2. gölü yediğimizde bu iş buraya kadar dedik her ne kadar 2-1 olur mu diye de insanın içinden geçmedi değil.Ama sadece içimizden geçti.Neyse bu da bir başarıdır.Darısı Beşiktaş'ın başına diyeceğim ama hiç umut yok.

Birde malum hava durumları...Ne havaları diye sorupta,yazacak bir şeyler olmadığından boşluk doldurmak için sormuyorum.Havaların düzelmesini bekliyoruz,dalmak için o kadar malzeme aldık arkadaşla bir türlü düzelmedi.Ama Perşembe gününden itibaren artık güneşli,bu da demek oluyor ki balık tutmak ve dalmak için hiç bir olumsuzluk kalmıyor.Neyse başlangıçta bahsettiğim site isimlerini hemencek vereyim.

1-Bu site efsane bir kişinin sinema filmlerinde ki çekimlerinde yaşadığı zorlukları anlatıyor.Daha doğrusu gösteriyor.Jackie Chan'in çekimlerinde karşılaştığı zorlukları bu video da izleyebilirsiniz.

2-Bilgisayarların masaüstü resimlerinin nasıl ilginç bir hale getirilebildiğini gösteren fotoğraflar.O fotoğraflara da buradan bakabilirsiniz.

3- Mc Donald's adına yapılmış basit bir oyun,sitede sizlere verilen bir açıklama var onu okuduktan sonra Mc Donald's lokantasının içinde verilen ufak görevleri buradan bakarak yerine getiriyorsunuz.

4-En ilginç site daha doğrusu ilginç site isimlerini gösteren bir site diyelim.Yazıldığında (ingilizce olarak) argo kelimeler içeren domain isimleri burada

 

 

Lost Dizisi İle Tanışmak 

lostYazıya başlama saatim 17:40,zamanı belirtmemin nedeni meşhur Lost dizisinin yayınına yaklaşık 4 saatten az bir zaman kalmasıdır.Meşhur diyorum özellikle TNT kanalı açıldıktan sonra ve internette gezdiğim bazı bloglarda bu dizinin hastaları var.Ben ise bu diziyi ilk defa izleyeceğim.Konusu hakkında sağdan soldan bazı bilgiler edindim.Konusundan ziyade dizinin Amerikan yapımı olması ve e2 ile cnbc-e kanallarında yayınlanan 2-3 diziyi devamlı takip etmem bu dizininde seyre değer bir dizi olacağı hissini uyandırdı.Diziyi daha önce devamlı bir şekilde izleyenler belkide çok şeyler kaçırdığımı söyleyebilirler.Akşama bakacağız;anlatıldığı gibi dizinin hastaları arasına bizlerde katılacak mıyız.

Dizinin konusuna gelince,bir uçak kazasında sağ kurtulan 48 kişinin bir adada ki hayatlarını anlatmakta.Haliyle bu 48 kişi farklı karakterlerde,bu şekilde dizinin senaryosuda alabildiğine ilginç bir duruma geliyor.Yukarıda bahsettiğim gibi diziye karşı olumlu bakmamın nedeni e2 ve cnbc-e kanallarında çıkan dizilerin kalitesinden kaynaklanmakta.İnsan bu tür dizileri izleyip bir de ülkemizdeki dizilere ve konularına bakınca adamlara helal olsun diyesi geliyor.

Artık bu vakitten sonra Türkiye'de ki dizi furyasının durumunun berbatlığını anlatacak değilim.Akşam saat 21:15 itibariyle Lost dizisinin seyrine bakacağım.Lost dizisi ile ilgili daha geniş bilgiye sahip olmak isteyenler buraya bakabilirler

Güncellemeöylendiği kadar sağlam bir dizi,özellikle karaterlerin çok olması senaryoyu daha da ilginç hale getirmekte.Zaten kötü bir durumla karşılaşmayı beklemiyordum.Çoğunlukla kafamda kurguladığım gibi çıktı.İlerleyen bölümlerde sürükleyici sahnelerle karşılaşacağımız kesin.

Köy Öğretmenleri ve Öğretmenlik Mesleği 

öğretmen

Bir öğretmen olarak kendi alanımla ilgil yapılanlara daha bir dikkatli şekilde bakarak inceliyorum.Bunlardan biride bundan 1 ay önce internette daha doğrusu Tusul'da gördüğüm bir siteydi.Sitenin ismi Köy Öğretmenleri amacı kendisi gibi köy öğretmeni olan meslektaşımın diğer köy okulları ile internet ortamında birliktelik kurarak okullarını tanıtarak,okulları ile ilgili gerekli olan yardımları toplamaktır.Bu doğrultuda fizikbilim sitesinde onlara ufakta olsa bir katkımın dokunacağını düşünürek bir haber yazmıştım.

Bugün bu yazıyı yazmamın nedeni daha önceki katkımla beraber fizikbilim.com sitesinde ayrıntılarını yayınladığım haberde de okunacağı gibi onların bu oluşumuna kendimce katkımı az bularak internetin hatırı sayılır bir iletişim aracı olması nedeniyle her hafta bir köy okulunu tanıtarak onlara biraz daha yardımcı olmak istememdir.

Eğitim sistemimizin durumu belli burada fazlaca olan eksiklikleri yazmadan sadece bazılarının aklına gelebilecek olan ''Neden köy okullarını tanıtmalı'' şeklindeki bir soruyu kısaca cevaplamak isterim.Her mesleğin kendince zorlukları malum.Ama köy öğretmeni olarak 3 yıl görev yaptığım doğu illerinin birinde yaşadıklarımın bende hala unutulmaz etkileri sürmekte.Şu anda bir öğretmen olarak rahat bir yer ve ortam sayılan Çanakkale/Biga'da öğretmenlik yapmaktayım.Buradaki rahatlık diyorum çünkü ilçede görev yaptığım için bir köy öğretmenine göre şartlarım her yönden iyi durumda.Bu şartları köy öğretmeni olarak yaşayamayan ve tek gayesi öğretmenli olan bu arkadaşlarıma kendimce bir katkıyı internet ortamından sunmak istedim.

Bazılarının aklına köy öğretmeni ile diğer öğretmenleri ayırt ettiğim şeklinde bir soru gelebilir.Kesinlikle böyle bir ayırıma gitmiyorum sadece doğal şartların köy öğretmenlerinin aleyhinde olması (çoğu zaman) onların meslekteki zorluklarını ortaya çıkarıyor.Bununla beraber zamanında kendimin ve diğer arkadaşlarımın yaşadığı ve hala Türkiye'nin çoğu yöresinde yaşanmakta olan bu tür zorlukları haliyle köy öğretmenleri lehine çevirecek bazı şeyleri yapmamızı gerektiriyor.

Yukarıda yazdıklarımın sonucunda fizikbilim sitesinde gönüllü olarak yayınlayacağım bu tür çalışmaya katkıda bulunmak isteyenlerin burada ki haberi okumalarını tavsiye ederim.

İnternet Haftası ve İnternet Kullanımı 

Eskiden ilkokul zamanlarımızda önemli olaylarla ilgili günleri kutlardık.Belki o zamanlar anlamlarını tam bilmesekte,gerekli etkinlikleri yapardık.Şimdi ise bu tür etkinlikler artık eskisi kadar tam anlamıyla gerçekleştirilmiyor.En basitinden bir yerli malı haftası artık hangi okulda layıki ile kutlanmakta.Gerçi yerli malı kavramı artık geçersiz hale geldi,yerli malı bizede yabancılaştı.Aynı kullandığımız eşyalar ve kelimeler gibi.Son yıllarda kavram anlamıyla internet hayatımızın her anına müdahil oldu.Bence güzelde oldu.Tabiki bu güzel olmasının yanında bazıları için tehlikeli de oldu ki herkesin bildiği gibi fikirlerini beğenmedikleri internet siteleri kapatılma gibi e-sansür yöntemlerini doğurdu.Yani sen söylediğinde özgürlük,başkaları senin söylediklerini eleştirdiğinde tu kaka oluyor.Zaten bu konuda internet sitelerini kapatma olayı dünyada geri kalmış ya da diktatörlükle yönetilen ülkelerde olmakta.Artık bizim ülkemiz bunlardan hiçbirine girmediğine göre bu olayda bizim ülkemize has bir gerçek olarak yaşanmakta.

Bu satırları yazmama neden olan olay 7-20 Nisan günlerinin İnternet Haftası olması.Bu kavram yukarıda da bahsettiğim gibi teknolojinin gelişmesi ile önemli haftalar arasında yerini aldı.Bu hafta ile ilgili son olarak iki olaydan bahsedip yazıma son vereceğim.

1-İnternetin cazibesi ve kullanım yaşının düşmesi eğitim alanında çocukların ve okulların internet kullanma zorunluluğunu getirdi.Bugün ülke genelinde ki okullarda internet kullanımı hızla yayıldı.Tayinlerin,sınav sonuçlarının,iş başvurularının,kredi kartı hesap özetlerinin vb. şeylerin internet üzerinden yapılması zorunluluğunu doğurdu.Özellikle kamu alanında ki yazışmalarda internetin kullanılması kağıt tüketiminin azalmasına en büyük katkıyı yaptı.

2-Bir öğretmen olarak özellikle bazı araştırma ödevleri verdiğimde öğrencilerimde gözlemlediğim olaylardan bir taneside araştırılacak konunun sadece Google'dan ya da bilinen bir siteden çıktı alınarak yapılmasıdır.Yine fazla geriye gitmeden eskiye dönerek bir örnek vermem gerekirse kütüphane,ansiklopedi,kitap kavramları bizim ödevlerimiz için kaynakları barındırmaktaydı.Ama bu kaynakların artık yüzüne dahi bakılmadan bilgiyi hazır olarak alarak sunma yoluda internet ile gerçekleşti.İnternetten araştırılmayacak şeklinde bir kural konulamaz ama hazır olarak alınması ''araştırma'' kelimesinin anlamına ters düşmekte.Bu da araştırırken okuma,öğrenme ve unutmama şeklinde gelişecek ödevleri anlamsız hale getirmekte ve de sadece kağıt üzerinde bırakılmasına neden olmakta.İnternet toplumlar için yatsınamaz bir gerçek ama kullanımının doğru olması öğrenilmesi ve yapılması daha da önemli.Umarım İnternet Haftası'nda bu ve buna benzer gerçekler üzerinde sıklıkla durulur.

Notite veya blog sahipleri için sağ alt tarafta görülen İnternet Haftası ile ilgili bannerı yayınlamak isteyenlerin buraya uğramalarını tavsiye ederim.

 

Aziz Yıldırım Mı Tayyip Erdoğan Mı 

Fenerbahçe'nin bugünkü haline gelmesinde en büyük etkenlerden biride başkan Aziz Yıldırım'dır.Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının akıllı bir şirket yönetimi ile kulüp maddi açıdan belli bir seviyeyi yakalamış ve bunun da takıma aynı zamanda taraftara yansıma olumlu sonuçlanmıştır.Son şampiyonlar ligi galibiyettinden sonra yapılan olumlu eleştirilerden birini de Yunan gazetelerinden geldi.Daha doğrusu eleştiri yerine farklı bir bakış desek daha yerinde olur.

Başkan Aziz Yıldırım'ın son yıllarda taraftarda bıraktığı popülerlik ve bu popülerlikle beraber kişiler üzerinde etkili bir inandırıcılığını siyasi açıdan değerlendirerek ''İsterse Erdoğan'ı İndirebilir'' şeklinde bir başlık atmışlar.Bu başlığı atmalarında ki geçerli sebeblerden biride Fenerbahçe'yi her yönüyle iyi analiz etmelerinin önemi büyük olmalı.Analizlerinden biride taraftar sayısı ile haklı bir gurur duyan Fenerbahçe'liler takımlarını ''Fener Cumhuriyeti'' olarak nitelendirmelerinin arkasındaki yatsınamaz gerçeklerdir.Bu gerçekler toplumumuzda ki futbol aşkını hatta ''...takımım için herşeyi yapabilirim'' şeklinde davranışları doğurmakta.Kendi babamdan hatırlarım zannedersem 4-5 yıl önce Galatasaray'ın ekonomik krizi sonucu futbolculara dahi para ödeyemez hale gelmişken Adnan Polat'ın o zamanlar başlattığı taraftarlardan para yardımı şeklinde bir nevi kampanyaya babamda belli oranda katkıda bulunmak istemesi bile futbolun insanların gözündeki değerini göstermektedir.

Erdoğan'ı indirir mi indirmez mi onu bilemem ama farklı bir açıdan bakıldığında eğer komplo teorisi şeklinde bir yorum getirmek istersek siyasetteki bazı oluşumların aşiret,cemaat şeklinde yürümesi ve belli noktalara gelmesi ileride bir takımın taraftarlarının siyaset ortamında bir kişi tarafından etkili duruma getirilmesi beklenen bir olay olmalıdır.Eğer gerçek anlamda bu olay gerçekleşirse ki Türkiye'de olmaz denilen nice olaylar olmuştur,yeni bir siyasi topluluk doğmaması için hiç bir neden kalmaz.

Kendimizden olayı düşünürsek eğer oy verme esnasında toplumdaki insanlar neyi kriter alarak partileri şeçmekte ya da seçim zamanı o böyle yaptı bu böyle yaptı bir de buna vereyim şeklinde değerler biçerek oy kullanmaktayız.Sonuçta Yunan gazetesinin bakış açısı Türkiye için geçerli olabilecek nedenlerden bir olarak gözükmekte.

Var Mısın Yok Musun'daki Burhan Altıntop 

Yine mi Burhan Altıntop diyenler olabilir.Ama bu sefer ki olay farklı ve yeni fikir olarak sunulmuş.Yeni bir fikir diyorum sizlerce de malum olan,bir televizyon olayı eğer tutarsa hızına kimse yetişemiyor.Bu olayla ilgili kelimeler,davranışlar,söylemler hemen dilimize yerleşiyor.Aynı Avrupa Yakası'nın Burhan Altıntop'un dizide söylediği sözler gibi.Peki bu olayın sonu nasıl biter.Ya bir sonla televizyon tarihinde yerini alır ya da geliştirenlerin günümüzdeki olaylara yapımlarını adapte ederek belkide daha izlenir hale gelir.Bana göre Avrupa Yakası ve Var Mısın Yok Musun ilişkisi buna en güzel örnek olarak gösterilebilir.Gerçi Avrupa Yakası diziye giren yeni karakterlerle izlenirliliğini eskiye nazaran daha da artırdı demek mümkün ama Var Mısın Yok Musun için aynı şeyleri söylemek mümkün değil.Bu durumda da izlenme oranları karşılıklı olarak birbirini destekleyici duruma gelmiş oluyor.

Avrupa Yakası'nın Çarşamba günü yayınlanacak bölümü için Engin Günaydın,Burhan Altıntop karakteri ile Var Mısın Yok Musun yarışmasına katılmış.Dizideki söylemleri ile bayağı bir eğlenceli yarışma performansı geçirmiş.Artık önümüzdeki hafta gösterilecek bölümünde neler olup bittiğini,Burhan Altıntop'un ne kadar kazandığı göreceğiz.

Güncelleme:Her hafta olduğu gibi bu haftada seyre değerdi.Burhan'ın da sonuçta 5 Ytl kazandığı böylece görmüş olduk.İzlemek isteyenlere videosu burada

Kuzey Kutbuna Kebabçı Dükkanı Açan Kim Olabilir. 

Günlük haber gezintilerime takılan ilginç olay.Başlığı okuduğumda olay kahramanının bizimlerden biri olduğunu zannettim.Ama olayda yer alan kişi bir İranlı.Akşam Gazetesi'nin haberine göre İranlı vatandaş 5 yıl önce Norveç'e sığınma talebi ister.Olumsuz sonuç alınca ülkesine de dönemez.Norveç hayalinden vazgeçmeyen kişi yine buraya bağlı ama uluslararası bölgede kamyondan dönme dükkan tarzı bir mekanda kebab satarak geçimini sağlar.Ne diyelim hayırlı kazançlar bol güneşler.Her ne kadar güneş olmasada dileğimiz gönülden.

Bir Günlüğüne Bilim Adamı Olacağız 

Hep derler ya şu internet kullanmasını bilirsen insanlara her an yeni şeyler öğretiyor.Gerçi öğrenecekleriniz ya da meraklarımız ilgi alanlarımızla alakalı ama burada bahsedeceğim olay ilgi milgi tanımıyor.Bu ülkenin yetiştirdiği yeni nesilllerin geleceğe ve bilime katkıda bulunmaları için yapılmış güzel bir çalışma,Bir Günlüğüne Bilim Adamı Olalım.Projenin temelinde Japonya Uzay ve Havacılık Dairesinde görev yapan bilimci,Tokyo Üniversite Öğretim Üyesi Doç Dr.Serkan Anılır bulunmakta.Ayrıca Özel Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi ve TÖDER'de oluşuma sponsor olarak yer almakta.

Projeden biraz bahsetmek gerekirse İstanbul'un çeşitli ilçelerinden gelen toplam 160 öğrenci kendi yaşadıkları ilçedeki sorunları tespit edip buna bir gün boyunca çözüm üretecek çalışmalar yapacaklar.Ayrıca Yıldız Teknik Üniversitesi,Mimar Sinan Üniversitesi ve İzmir Ekonomi Üniversitesi'nden deneyimli öğrenciler ve öğretim üyeleride olaya katkıda bulunacaklar.

Sonuç olarak bu tür bir olayı burada yayınlamak benim için büyük bir mutluluk.Ama mutlu olmadığım ve bazende bu mutsuzluğumdan dolayı sinir olduğum (daha ağır kelimeleri yazamıyorum) ülkemizde bilim adına yapılan nice güzel proje,çalışma varken bunlardan kimsenin haberi olmaması ve yeterince değer görmemesidir.Gazi Üniversitesi Fizik Bölümünde okurken Nükleer Fizik ve Kuantum Fiziği alanlarında çalışmalar yapan hocalarıma hala hayranlıkla ve saygıyla bakmaktayım.Hatta geçen haftalarda TRT-2 de yayınlanan bir bilim programında nanoteknoloji ile ilgili dünya çapında oluşturulan bir laboratuar ve çalışmaların Gazi Üniversitesi Fizik Bölümü tarafından organize edilmesi ve bu vesile ile bu satırları yazarak hocalarıma ve de arkadaşlarıma bir teşekür etmemede sebep oldu.

Laf uzadıkça uzar tam bilim alanında ülkemizin bilim insanlarına yapılan nankörlüklerden bahsedecektim ama laf nerelere geldi.Yinede biz bilim ve akılcılık anlamında bu ülkeye bir şeyler katan,insan yetiştiren bu kişilere en azından arada birde olsa hatırlayarak onların yaptıklarının değerini bu tür ortamlarda yaşatalım derim.

Not:Haberin orjinali ve ayrıntıları için anilir.blogcu adresine uğramanızı tavsiye ederim.

Rss Nedir?Neden Rss Kullanmalıyım. 

İnternete öyle ya da böyle hergün takılanlar için gerçekten büyük kolaylıklar sağlayan bir yapı rss.Burada bu yapı ile ilgili uzun uza ayrıntılı bir yazı bulamıyabilirsiniz ama rss'nin ne olduğunu nasıl kullanılırsa yararlı olacağını ve neden kullanmak gerektiği ile ilgili bazı ayrıntıları okuyarak yararlı görülenleri kullanabilirsiniz.Büyük bir kolaylık diye başladık yazıya kolaylık olarak gördüğümüz rss nedir?Kısaca günlük ya da kısa zaman aralıklarında blog veya sitelerin güncellenen haberlerini siteyi görmeden yazı başlıkları ile takip etmek desek heralde yanlış olmaz.Mesela bir sitenin yazılarını,görüşlerini beğenmekte ve devamlı takip etmek istediniz,bunun yolu sitenin temasının bir taraflarında rss sembollerini (ikonları) bulunmaktadır bunlara tıklayarak yazılara abonelik işlemini kolaylıkla yapabilrisiniz.Bunun için çoğunlukla site sahipleri feedburner kullanmakta ki size bu sitenin sağladığı imkanlar fazlasıyla iyi,bu faydaları sıralamak gerekirse yazıların e-mail adreslerine gönderilmesi,sitenin istatistiklerini göstermesi,sitenizde yayınlayabileceğiniz farklı ikonları sunması diyebiliriz.

Neden rss kullanmalıyım (site yayıncılarına) Bu sorunun cevabı çok basit,özellikle blog veya site yayıncılığında yeni olanlar ve içeriğine güvenenler isterlerki günlük ziyaretçilerim çok olsun ve yazılarım okunup yorumlansın.Ziyaretçilerin siteye uğrama sebepleri farklıdır.Kendimizden örnek verecek olursak en basitinden merak edilen bir konu ile ilgili bilgiye ulaşmak için ilk tercihimiz Google olmaktadır.Buradan sonuca ulaşıyor ve ulaştığımız sitede farklı bilgileride görmek istiyorsak sık kullanılanlara ekleyerek (sonradan bakacağım diyerek) siteden ayrılıyoruz.Belki de bir daha uğramayarak bu site sık kullanılmayanlara karışıyor.Rss hizmeti sağlamak unutulmamayı+tıklanmayı=ziyaretçilerin çoğalmasını sağlayan bir araçtır.Yine unutmadan söylemek gerekirse ziyaretçilerin sitelere uğramasının ilk kabullerinden biri içeriğin düzgün ve özgün olmasıdır.

Buraya kadar blog ya da site yayıncılarına kendimizce ufakta olsa bazı ayrıntıları bir kez daha vurguladık.Peki ziyaretçi olarak bizler neden rss kullanmalıyız?Bununda cevabını yukarıdaki parağafta ziyaretçi ile yayıncıyı yer değiştirdiğimizde bulabiliriz.Yani etkileşim karşılıklı olmaktadır.

Kendimden bazı örnekler vererek yazımı bitirmek istiyorum.Günlük olarak takip ettiğim ve yorumlayarak yazıyı yayınlayan kişilere bir nevi teşekür ettiğim 20'ye yakın blog ya da site var.Bu bloglardan ilgimiz çeken yazıların başlıklarına tıklayarak ulaşabilmekteyim.Artık karar sizin baştada dediğim gibi bu rss olayı tek başına kısa bir anlatımla yapılacak birşey değil.Ama katkısını gerçekten kullananlar bilir.

Not:Bloggum kullanıcıları için rss daha doğrusu feedburner eklentisinin nasıl yapılacağını güzel ve sade bir anlatımla yapan yardım.bloggum bloguna uğramanızı tavsiye ederim.Ayrıca yardım.blogguma teşekürü bir borç bilirim.

Işıldayan Ülkeler ve Türkiye 

Günün fotoğrafı derler ya,işte o tür bir fotograf.Yabancı bir blogtan gördüm ve buraya ekledim.Artık uzaydan mı,atmosferin belli bir katmanından mı çekildi bilinmez güzel bir olayı yakalamışlar.Pek buna benzemez ama farklı uzay resimlerine meraklı olanlara yakın bir zamanda Hubble'dan çekilen ve toplu halde yayınlanan fotoğrafları gösteren bir siteden bahsetmiştik.Uzay demişken Türksat-3A ( yanlış yazmadım umarım ) ne oldu fırlatılacaklardı bi ara haberleri çıkmıştı internette ama ses seda yok.