| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
hayata dair herşeyRSSYorum RSS
Yazılar arşiv 10.2007 Other entries in 2007-10 resimler , videolar

Atatürk ve Bilim İlişkisi 

ata

Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin, yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir. 1924

Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız... Aksine yükselmiş, ilerlemiş medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız.. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur.

Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı, akla ve gerçeklere uygun olarak göremez.. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkûmdur. 1922

Başarılı olmak için aydın sınıfla halkın zihniyet ve hedefi arasında doğal bir uyum sağlamak lazımdır. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği idealler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır. 1923

Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak daha çok aydınlara yöneltilen bir vazifedir. Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını önce kendi beyinlerinde iyice kararlaştırmalı, onları halk tarafından iyice benimsenip kabul edilebilecek bir hale getirmeli, onları ancak ondan sonra ortaya atmalıdır. 1923

İnsanların hayatına, faaliyetine egemen olan kuvvet, yaratma icat yeteneğidir. 1930

Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber, yolun kabul edilebilir; mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.

Bu millet ve memleket ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma almış gelmiş olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa’ya, Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanayi nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye çok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur. 1923

Hayati gerçekleri bilerek, bilmeyenlere de uygun bir yol ile veya zor ile anlatarak amacımıza yürüyeceğiz... Bizi bu amaca varmaktan alıkoyan iki kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi bir sömürge haline koymak için ilerlemememizi istemeyenlerdir. Fakat çiftçi arkadaşlar, muhterem babalar, bizim için bunlardan daha zararlı, daha öldürücü bir sınıf daha vardır: O da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir. Aklı eren memleketini seven, gerçeği gören kimselerden böyle bir düşman çıkmaz. İçimizde böyleleri çıkarsa onlar ya aklı ermeyen cahiller, ya memleketini sevmeyen kötüler, ya gerçeği görmeyen körlerdir. Biz cahil dediğimiz zaman mutlaka okula gitmemiş olanları kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim, gerçeği bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de, özellikle sizlerin içinizde görüldüğü gibi gerçeği gören gerçek bilginler çıkar. 1923

İtiraf ederim ki, düşmanlarımız çok çalışıyor. Biz de onlardan daha çok çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü medeni buluşlardan azami derecede yararlanmak zorunludur. 1923

İlim tercüme ile olmaz, inceleme ile olur.

Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Beden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle ilerliyor. Milletlerin, toplumların. Kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.

Siteniz veya Blogunuz Google daKaçıncı Sırada 

googleSitenizin veya blogunuzun google arama motorunda kaçıncı sırada olduğunu öğrenmek içinTIKLA

Karadelikler Hakkında Bir Şeyler 

Gökyüzü binlerce yıldır tutkunu olduğu muz ve anlayabilmek uğrunu büyük gayretler sarf ettiğimiz meraklarımızın basında gelir, insanoğlu, başının üstündeki o sonsuz ve bir o kadar da gizemli uzayı tanıyabilmek için elinden gelen tüm imkanları seferber etmiş, geliştirdiği dürbünlerle, teleskoplarla, uydularla uzayın derinliklerinde ne olup bittiğinden haberdar olmaya çalışmıştır. Araştırmaları süresince, evrendeki konumunun ne olduğu konusunda bir karara varabilmiş, bunun yanında gittikçe artan yeni sorunlarla karşı karsıya kalmıştır.

Bugün, artık devasa bir evrende herhangi birinden pek farklı olmayan bir galakside ve küçük sayılabilecek bir yıldızın çevresinde hayatımızı devam ettirmeye çalıştığımızı biliyoruz. Yine sunun da farkındayız ki, en gelişmiş aletlerimizle ancak uzayın çok küçük bir bölümünü izleyebiliyoruz. Fakat buna rağmen, evrende bulunan maddenin yoğunluğu, kainatın ve dünyamızın yaşı, big-bang'le evrenin nasıl oluştuğu gibi birçok kozmolojik sorunu açıklayabilecek derecede fikir sahibiyiz.

Evrendeki olayları, zaman zaman gözlemlerimizden hareketle bazen de ortaya attığımız kuramlarla açıklamaya çalışırız. Bu durumda, evrende olup olmadığını bilmediğimiz bir takım sonuçlara da varabiliriz. İşte karadelikler de varlığı konusunda hiçbir şey bilinmeden, bütün matematiksel açıklamaları ve teorileri elde edilmiş nadir konulardan biridir.

İlk defa 1969'da Amerikalı J. Wheeler tarafından adlandırılan karadelikler sonsuz yoğunlukta madde taşıyabilen gök cisimleridir. Güneş'ten yüzlerce kere daha büyük olan yıldızlar, yaşamlarının sonunda o kadar küçülürler ki bir nokta kadar boyutsuz, hacimsiz bir yapıya bürünebilirler. Öyle ki, bu yapıdan bir çay kaşığı kadar almaya kalksanız: tonlarca maddeyi taşımanız gerekir. Bu yoğun ve kavranılması güç oluşumlar, karadeliklere çok yoğun ve etkili bir çekim alanı kazandırır. Nitekim, A.Einstein'ın özel relativite teorisinde belirttiği "evrendeki en yüksek hıza sahip ışık" bile karadeliklerin yeterince yakınına geldiğinde bu güçlü kütle çekimine yenilerek, karadelikler tarafından yutulur. VVheeler, hiç şüphe yok ki, üzerine gelen ışığı yutabildi-ğinden dolayı karadeliklere bu ismi vermişti.

Karadeliklerin gözlemlenmesi

Karadelikler, üzerlerine gelen her maddeyi ve ışığı kolayca emebildiklerinden dolayı hiçbir zaman doğrudan gözlenemezler. Çünkü, bir cismi görebilmemiz İçin, ancak ondan bize ışık ışınlarının gelmesi gerekir. Bir karadelik ise, uzaydaki gaz ve tozları toplarken çevresindeki uzayda bir takım değişiklikler yapar. İste. onları bu etkilerinden yararlanarak, dolaylı yoldan gözleyebiliriz.

Karadeliklerin gözlemlenebilirle yöntemlerinden biri, çevresinde yarattığı çok güçlü çekimsel alandan geçen ışığın, sapmasının Ölçülmesidir. Kuvvetli çekim alanlarından gecen ışık ısınları, bildiğimiz doğrusal yolundan sapar. Bu ilke. gerçekte yıldız, gezegen, nebula gibi uzayda bulunan büyük kütlelerin, bulundukları yerlerde kütlelerinin büyüklüğüne göre. göremediğimiz ancak teorik ve deneysel olarak bilinen eğrilikler, çukurluklar oluşturmasından ileri gelir, Sözgelimi. Güneş'in çevresinde bu eğrilik çok az olduğundan, ışık 1.64 sn'lik bir acı farkıyla eğilir. Ama bunu karadelikler için düşündüğümüzde, saptırıcı etkinin çok daha büyük olduğunu görürüz. Bir karadeliğin arkasında bulunan bir yıldızdan çıkan ışının bize ulaşabilmesi için O en az iki yolu vardır. İşık ısınlarının her biri. karadeliğin bir yai nından gelmek üzere ayrılarak bize ulaşırlar. Dolayısıyla biz. bir yıldızı ikiymiş gibi görürüz. Bu olaya "çekimsel mercek" etkisi denir.

Meslek Seçiminin Önemi 

İnsanlar hayata dair birçok alanda seçimler yaparak yaşamlarına yön verirler. Yapılan seçimlerin tamamı insanın hayatına çeşitli yönlerden etkide bulunur. Belirli bir yaşa kadar kararlar büyükler tarafından verilir. Kararların sağlıklı ve doğru sonuçlar üretmeleri kararı verenlerin koşullarına, olanaklarına, yeterliliklerine, niyetlerine vb. konulara bağlıdır. Bu kararlarda, örnek olarak ilkokulun seçimi verilebilir. Nasıl bir eğitim temelinin alınacağını bu seçim belirleyebilir. Bunun yanında çocukların beslenme alışkanlığından tutun da günlük birçok faaliyetteki kararlarında, giysi beğenilerinde, sosyal becerilerinin oluşumunda ailenin kararları etkilidir. Bu anlamda anne–babalar kendi beklentileri doğrultusunda ve kendilerince yaşam gerçekleriyle başedebilen bireyi yetiştirme çabasıyla karar alıp uygulamaya çalışırlar. Ta ki gelişimle birlikte kendi kararlarını vermek isteyen bir çocuk / genç ile karşılaşıncaya kadar. Tabi ki bu çocukluk döneminde çocukların kendi kararları da olmaktadır. Ancak alınacak karar ile birlikte sorumluluk duygusunun da gelişimi söz konusudur. Birçok hayati konuda kararı ailenin verdiğini görüyoruz. Bu, yaşamın doğal akışı içinde doğru ve geçerli bir durumdur. Ancak çocuğun/gencin kendi duyum/düşünce davranışları ile ilgili bilinci geliştikçe yaşamı ile ilgili kararları kendisinin alma çabası içinde olduğunu görüyoruz. Gencin kararlarını kendi alma çabası aslında genelde insanların bağımsızlaşma gereksiniminin ve ayrı bir kişi olarak varolduğunu göstermenin bir göstergesidir. Gencin çeşitli tepkilerinin de bu bağımsızlaşma ve varlığını kanıtlama yönünde olması doğal bir gelişim sürecidir. İnsanın gelişimini açıklayan kuramlara bakıldığında mesleki kararın oluştuğu dönemin bir ölçüde ergenlik dönemi ile çakıştığı da görülebilir.
İnsanların yaşamlarının uzun bir bölümünü, eğitim süreci ve sonraki bölümünü de mesleki yaşamı etkiliyor. Eğitim sürecinde kimliğimiz “öğrenci” olarak tanımlanmaktadır. Bir mesleği edindikten sonra ise ismimizin önüne mesleki tanımlamamız konulmaktadır. Düşünün, insanın yaptığı (öğrenciyken ders çalışma, mesleğini yaparken mesleki faaliyeti) çalışmaları yaşamından çıkardığınızda hayatın anlamındaki yoksunluk nasıl ortaya çıkmaktadır. Bunun nedeni ise üretmenin ve çalışmanın insanın yaşamında birçok ihtiyacını karşılayabilmek için gerekli çok önemli bir faaliyet ve gereksinim olmasındadır. Bu denli yaşamsal öneme sahip olan konu gelip meslek seçiminde düğümlenmektedir. Başarılı insanlar, yaptıkları işi ya da sahip oldukları mesleği bir yaşam biçimine dönüştüren ve mesleklerini yaşayan insanlar olmaktadırlar. Tabi bu durumda doğru mesleğe ulaşmanın yolu daha da önemli oluyor. Çünkü vasat bir mesleki yaşam insanın yaşamındaki diğer alanları da olumsuz etkileyebilir ve tadı acılaşmış bir yaşama neden olabilir. Yani mesleki kimliğimiz hayatımızın önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Meslek, hem insanın mesleğine ilişkin seçimiyle biçimlenen hem de mesleğin özellikleri itibariyle kişiyi etkileyerek onun yaşamını biçimlendiren bir konumdadır. Her mesleğin insanın kişiliğini yoğun biçimde etkileyen yönleri bulunmaktadır. Aynı zamanda mesleğin gerektirdiği kişilik özelliğinden dolayı o mesleğin seçildiği de bazı kuramcılar tarafından ifade edilmektedir. Yani meslek insanlar için para kazanmanın dışında birçok psikolojik gereksinimlerini de ifade edebilmesi ve karşılamasında araç olduğu için çok önemlidir. Sonuçta yaşamdan genel anlamda elde edilen psikolojik doyumu etkileyen bir konu olmaktadır. Bakın bir meslek yaşamı insanların ne tür özelliklerini etkiliyor:
• Meslek, insanların kendilerini geliştirmelerini ve bir kimlik oluşturmasını belirler.
• Mesleki yaşam, insanın toplumsallaşmasını ve toplumsal bir kimlik oluşturmasını belirler.
• Meslek aracılığı ile insan çevresi ve dünya ile bağlar kurar, bu anlamda bireyin iletişim ihtiyacı karşılanır.
• Mesleki yaşam, insana yaşamsal bir düzenlilik sağlar.
• Meslek, insana yetenek ve becerilerini geliştirme olanağı sağlar. Bu yolla insanın yaşama katkısı ve kendini ifade etme olanağı gelişir.
• Toplumdaki konumumuz ve saygınlığımız mesleğimizi yaparken oluşan doyum düzeyimize ve mesleğimize bağlıdır.
• Mesleki faaliyetler, insanın yaşamına bir anlam katar.
Meslek seçiminin önemi, yukarıda sıralanan bireysel ve toplumsal katkılarla beraber ülkenin ekonomisine ve her alandaki verimliliğine etki eden faktör haline dahi gelebilmektedir. Çünkü mesleğini coşkuyla yaşayan kişiler hem çevrelerine hem de ülkelerine çok yönlü katkıda bulunmaktadırlar. Hepimiz işini iyi yapan insanların ülkemizde çoğalmasının sürekli bir gelişmeye katkıda bulunacağını biliyoruz. Bu konuda iyi örnek olması açısından Fatih Terim’in yaptığı işi çok iyi yapmayı hedeflemesinin ve yapabilmesinin toplumumuza kattığı artıları düşünebiliriz. Bilimde, ekonomide, sanatta, sporda ve daha da önemlisi eğitim alanında gerçekten işini iyi yapan, daha doğru deyişle “işini yaşayan” insanların ve bize “evet doğru mesleği seçmiş” dedirten insanların çok olması, göründüğü gibi bireyin mutluluğundan ülkenin gelişmesine kadar etkili olan bir konudur.

Uluğ Bey Kimdir ? 

reklamyapÇoğumuz ya da bizlere okullarda öğretilen şekli ile dünyanın güneş etrafında döndüğünü Gallie bulmuştur diye öğretilmiştir.Aslında doğrusu Uluğ Bey Gallie'den 500 yıl önce bu tür bir çalışma yaparak Gallie'den daha iyi bir tahminle ( 5 saniye daha iyi olarak ) dünyanın güneş etrafında döndüğünü bulmuştur
Tabiki bizlere ilkokul yıllarında öğretilenlerin araştırmasını hemen yapmak mümkün değil ama bize doğru diye sunulanları,bizlerde öğrencilerimize yanlış olduğunu ve doğrusunun ne olduğunu öğretebiliriz

Eğitim ve Sınıf Öğretmenleri İçin Tavsiye 

Tavsiye forumlarımızdan bir tanesidir.Eğitim ve sınıf öğretmenliği adına güzel ve düzeyli paylaşımlarda bulunmak isteyenler...Hemen Tıklayınse

Göz Kapaklarındaki Enerji 

Göz açip kapayincaya kadar derizde bu kisa sürede ne kadar enerji sarfettigimizi düsünmeyiz. Isterseniz inanmayin fakat insanin göz kapakalarini açip kapamak için harcadigi enerji 20 kg'lik bir yükü kaldirmak için harcadigimiz enerjiye esittir.

Dünyada Bir İlk 

Dünyada ilk defa canlı türlerini bir veri tabanın da toplayan bir oluşum..Nuh’un Gemisi

Ev Aletlerinin Tarihi 

evElektrik süpürgesi, bulaşık makinesi, Zippo çakmak, makas, tıraş bıçağı, hesap makinesi, bilgisayar: Hepsi birer tasarım harikası ve zeka ürünü...devam

Sosyal İmleme Nedir,Ne İşe Yarar 

imlemeSosyal imleme siteleri, siteniz de veya blogunuzda ki yazılarınızı her türlü paylaşımlarınızı daha çok kitlelere ulaştırır.Böylece sizde diğer site ve blog sahipleri ile irtibat halinde bulunursunuz.Bu sitelerden en güncelleri YumiYum,Oyyla,Limk,ideaREF,bağcık,linkibol ve ayrıca diğer sosyal imleme sitelerine eklebunu dan ulaşabilirsiniz